gamsız hayat herkese başka bahaaar garip ölüm oyunları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gamsız hayat herkese başka bahaaar garip ölüm oyunları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

metroda aşık olduğum 365. kız

yine kalktım, yine yemek yedim, yine duş aldım, yine işe gidiyordum, sıradan bir gündü yani. metroya bindim taksime gelmek üzere. iş çıkışı yoğunluğu her zaman olurdu fakat bugün bambaşka bir kalabalık vardı. en uca gittim bir metro müdavimi olarak biliyordum ki en ön her zaman en boş olan vagondur. etraf güzel bayan kaynıyordu ama pek siklemiyordum zaten kalabalık bide kız mı kesicem mantığıyla kendimce müziğimi dinliyor efendi efendi bekliyordum. yanıma bi tane kız ilişti belli ki o da çakal en uca üşenmeden gelmiş benim için gelecek hani yok ya! neyse metro geldi sıkış tıkış ağzına kadar dolduğu için o çileyi çekmemeye karar vererek bir dahaki metroyu binmeye karar verdim ki bir baktım kız da binmemiş, baya iki sevgili gibi yanyana bekliyoruz metroyu. kızı incelemeye başladım. aynı bana benziyordu kız. tamam hemen hayalinizde benim kız halimi canlandırmayın ama işte nasıl desem. güzel bi kız ama off kıza bak çok güzel diyemeyeceğiniz, tatlı desen tam tatlı değil kendine has bi tarzı var suratının ama hiç bir şekilde rahatsız edici göze batan bir tarafı yok. üstünde sırt dekolteli salaş bi beyaz tişört altında dar bir mavi kot. ama ayakkabıyı tam seçememiş mesela aynı benim gibi. uyduramamış o kıyafete ayakkabıyı bende giyinirken hep eksik bişi olur mesela hiç tam olmaz. elinde blackberry vardı azcık kestim şimdi ismini hatırlayamadığım bi filmin soundtrack'inden daft punk'a geçti. baya baya hoşlandım kızdan yani hani o avcı mode on yani. bu esnada metro geldi tabi yine sıkış tıkış mecbur bindik ikimizde o direklerden birinden tuttu bende tam yanındayım ama baya kalabalıktı istemeden yapıştık birbirmize. gülümsedik birbirmize bakarak ve o gülümseme bizi utandırdı kafalarımızı eğdik ^^ mecidiyeköy durağında indi. indikten sonra onu izliyordum kapı kapandıktan sonra baktı onu izlediğimi görünce kafasını başka yöne değiştirdi ve yoluna gitti. resmen aşık olmuştum kıza. bence gayet sağlıklı bir çift olabilirdik ya. ama çok kalabalıktı be herkesin ortasında ne diyebilirdim ki kıza :( keşke bu yazıyı okusa da bulsa beni.

bu hikaye de mutlu sonla bitmeyecek tabi ki kızı bir daha görmeyecem yarın başka bi kıza aşık olucam ne güzel kızdı diye hayıflanıcam gelip bloga yazıcam falan farkındayım herşeyin ama bu kız beni bulsa ne olurdu onu yazayım size.

''
Merhaba Yiğit,
Ben Selin, hani bugün metroda aşık olduğun 365. ci kız. Duydum ki benim hakkımda atıp tutuyormuşsun. tam güzel değilmişte tam bişimişte te be yarrağım facebookta 266 tane bekleyen arkadaşlık isteğim var sana mı kaldım? Bi kere tipim değilsin bi kendine bak bi bana. ayakkabıma laf etmişsin ama moda tasarımcılığı okuduğumu bilmiyorsun tabi ki cahil cühela konuşuyorsun. hem sen kendine bak gri beyaz tonların altına alakasız bi şekilde mavi ayakkabı giymişsin mal. evet en uca kadar geldim çünkü metronun en ucu her zaman daha boş olur, yanına geldim diye hemen aşık ol amk. sonra bütün erkeklerden niye uzak duruyorsunuz diye hayıflanın bize. alt tarafı metro bekliyordum yani senlik bi durum yoktu. ayrıca öyle bir abartmışsın ki sanki sen binmedim diye binmedim metroya! metroda binecek yer mı vardı lan ? abartmayı çok seviyorsun belli ki boşa ismin dolap değil. ayrıca elimdeki telefona bakmanda hiç hoş değildi bi sen mi dinliyorsun sanıyorsun sevdiğin müzikleri ? gülümsedi demişsin ama ayağıma basmıştın kaldır dercesine gülümsedim hemen vurmuşsun romantizme olayı. haha vallahi yalanın bu kadarı yaa. he bu arada osmanbeyde inecektim aslında ama sen beni bakışlarınla rahatsız ettiğin için bir durak önceden indim. indikten sonra baktım hala bakıyorsun öküz gibi. en mantıklı kararın benle konuşmaman olmuş, herkesin ortasında öyle bir rezil ederdim ki seni. tam bir salaksın biliyorsun di mi ? Umarım bir daha karşılaşmayız. ''

sıkıntı vol.2

3. sınıfta matematikten ilk defa 3 alıp, eve nasıl söyliycem diye otobüsün önüne kendimi atıp atmama kararını vermek zorunda olmam gerektiğini hissettiğimden beri içimdeki sıkıntı devam ediyor. o zaman 9 yaşındaydım sanırım. ailemin benden bişeyler beklediğini o zaman hissettim. hayatımda bir çok değişiklik oldu ama onların istediği evlat yine olamadım (korkmayın kötü çocuk hikayesi anlatmıcam , kötü değilim zaten ben). sıkıntı yani ne olursa olsun "evdekiler ne der ?" düşüncesi tam bir sıkıntı benim için. erkek çocuk olmak kötü bir durum ya aile senden sürekli bir beklenti içinde..büyüdükten sonra üniversitede okulu bitir.."bitiremessen evdekiler ne der ?" okulu bitir askerliği yap ve iş bul. "bulamassan evdekiler ne der ?" .. iş bul evlen.. "evlenemessen evdekiler ne der ?"evlenince sorumluluk duygumuz kendi ailemize kayıcak ve her zaman denen o olay olucak "ailen olsun çocuğun olsun o zaman seni görücem ben" durumu.

o yüzden artık içimdeki bu sıkıntının geçmesini bekliyorum.

yazıma özlü sözle başlamak istiyorum.

Hayat berbat bir şeydir.

Arthur Schopenhauer
annem anlatıyor bebekken çok neşeliymişim. sadece gülerdin diyor. oturma odasında kenarlarına yastık koyar eline bir araba verirdim. ben mutfaktayken içerden kahkaha sesi gelirdi, orda uyur, uyanınca yine gülerdin diyor. hatta 2 yaşına kadar saçım çıkmamış, yürümemiş, konuşmamış ve kendi kendime tuvaletimi yapmamışım bunun üzerine halamlar bu çocuk gerizekalı hiç bir şey yapmıyor sadece gülüyor doktora götürelim demiş ama annem kabul etmemiş ama bunun konumuzla alakası yok. neyse bebekliğim aileme keyif vermiş sadece. cocuklugumda derslerim çok iyiydi. ortaokuldan 4,72 ile mezun oldum. lisede hiç zayıfım yoktu hatta teşekkür bile aldım bir defa. 2 senelik üniversite okudum ve şuan açıköğretim 3. sınıftan devam ediyorum. ortalama bir öğrenim hayatı yani. şuana kadar aileme hiç karşı gelmedim ne dedilerse yaptım. ne anneme ne babama bir kere bile bağırmadım hep sessiz sakin saygılı bir evlat oldum. lise ve üniversitede yazları bir yerlere çalıştım, çalıştığımı da gelip eve verdim.. kısacası hiç bir yüz kızartıcı olayım yok efendi bir cocuk olarak 21 yaşına kadar geldim. ama geçen yazdan bütün aile üstüme geliyor. annem babam halalarım herkes benle uğraşıyor. düzgün bir üniversite okumamam, doğru dürüst bir işte çalışmamam, bir mesleğimin olmaması, gece erken yatmamam, yemek seçmem, sürekli iş değiştirmem, morelimin niye bozuk olduğu, akşamları dışarı çıkmam ve bu tür sıradan şeyler sürekli başıma kakılıyor. sanırım ebeveynler çocuklarının mükemmel olmasını istiyorlar. bende herkes gibi sıradan bir insanım niye herkes benden bir beklenti içinde. sessiz, kendi halinde, tembel sıradan bir insanım işte. niye yapamadıklarım ya da yapmayacağım şeyler benden bir beklenti olarak karşıma çıkıyor. niye kendi halimde olamıyorum hiç kimseye bir zararım yokken. ben kötü biri değilim ve kötü şeyler yapmıyorum neden kendi halime bırakılmıyorum. bu sıkıntı hep böyle mi devam edecek peki ? hayat hakkatten berbat bir şey yahu. şu dünyada mutlu insan var mıdır merak ediyorum açıkcası.

Lacancı analiz ve geçmişi silmek


Psikanaliz deyince herkesin aklına, koltuğa uzanmış bi adam, bi tane de ona probleminin temelinde yatan şeyin çocukluğunda gel bak sana şeker vericem denip inşaata götürülmesi olduğunu söyleyen psikologlar geliyo hatta onlara da modern çağın papazları diye kızanlar var. o da 50 seansta beceremezse diğer bi yere, beynin sol lobundaki bilmem ne merkezinde bozukluk diyen psikiyatristlere yönlendirilen insanlar düşünüyoruz hatta onlara da beynimizi uyuşturuyolar alayı düzenbaz şifacı diye höyküresimiz geliyo. aslında verdikleri ilaçlar gerçekten işe yarıyo ama gerçekten de mal ediyo.
aslında psikanaliz böyle bişey değil. şöyle bişey:

mesela ortak kullanıma açık bilgisayardan porno izleyen ergen genç, sonrasında porno film izlediğinin anlaşılmaması için geçmişi silmeye karar verir. siler ama analist bunu yakalar. çünkü babası sayfayı açar hiç porno göremez. hasta içinde böyledir, bu normalliktir, hatta geçmişi silmesi onu geride hiç kanıt bırakmadığı zannına götürür fakat normallik ve anormallik arasındaki geçiş böyle değildir. geride hiçbi anormalliğin olmaması normal değildir. asıl anormallik budur. içerik olarak tek tek bakılmaz, olay biçimsel açından paranteze alınarak düşünülür. yani analist için anormal olan şey bi ergen kompüterinin geçmişinde hiç porno linki olmamasıdır. böylece porno izlediğini anlarız. rüya yorumları da böyledir. rüyadaki simgeler tek tek ele alınarak yorumlanamaz, yap-boz gibi düşünülür.
dil de böyle bi sistemle çalışır. tek tek ele alınırsa konuşamayız sadece telaffuz etmiş oluruz. yani tek tek kelimeler ağzımızdan çıkarken onları düşünerek ve aynı anda kendimizi dinleyerek konuşamayız. kendiliğinden ağzımızdan çıkar sadece duymamız gerekli ve yeterlidir. örneğin örnek sözcüğü. "Öğğğğ ne ki? Rrrreee? re ne lan??" ya da "örnek, örnek, örnek, örnek, örnek, ööör-nek.. ne saçma lan?" diye düşünürüz oysa onlar bi şeyi simgeler tek başlarına doğrudan bi anlamları yoktur sadece sesten ibaretler işte. neyse. durum böyle işte. vikvik konuşmayın o fallik bunlar şifacı filan diye. o sizin sevmediğiniz ortodoks psikanalitik geleneğidir. o vikvik eleştiren de anglosakson ağzıdır. öperim.
bi de ben yarın edirneye dönüyorum kabus kerim. pöff. harbiden inşaata götürüleydim de anamı babamı keserdim mapusta yatardım hiç olmazsa kafam rahat olurdu. gerçi burası da benim bloga benzedi ben el atınca ne varsa kuruturum ona göre söyleyin sıkılıyosanız böyle şeylerden. ama söylemeseniz iyi olur pek iplemem ben ehzhhee hatta başka blog bulun kendinize. şaka lan şaka gel gel. gitmeden son bi yazayım dedim. orda pek giremiyorum da. çünkü şahane bi ortamım var.evet.

arrivederçi

cabanas başından vurulmuş




Bu aslında tam 'seviyeli paylaşımlar'a göre bir yazı değil ama kendisi pes'deki favori adamımdır.Ailesi ve arkadaşlarıyla mexico city'de bir gece klübünde eğlenirken çıkan bir kavga sonucunda kafasından vurulmuş ve durumu baya kritikmiş.


yağız artık sağ kanattan cabanas'la bindiremicem :(

Gam




google'a gamsız yazdım bu adam çıktı. ferhat gibi gamsız olmak istiyorum arkadaş. bahis düşünmek, temiz kupon yapmak, kuponu tertemiz diye kaydedip msnden yollamak istiyorum. insanların ne düşündüğünü umursamamak, hiç bir şeyin canımı sıkmamasını istiyorum. gamsız olunur mu yoksa gamsız mı doğulur bu sorunun cevabını istiyorum arkadaşlar. yardımcı olun gamsız olmak isteyen biri var.