atak 420

"ne galatasaarayy nee beşiktaşş ne trabzoooonnn
gerçeekkleriiii tarihh yazarrr tar4ihleriiii tarihh yazarr"

böyle bir tezahurat yapan insan evladı var ve hayatını fenerbahçeye verdiğini söylüyor. hani askerlikteki mozaik durum harbi insanın biraz gözünü açıyor. "demek ki türkiye gerçeği böyle imiş" diyorsun. hani internet oylamalarında chp'nin bütün oyları alıp sonra akp'ninm farkla 1. olması sana garip gelmiyor."internetten haberi olmayan çok insan var oy kullanan " dendiğinde sana şaka gibi gelmiyor.. "benim bilgisayarda fotoğrafım yok ki" dediğinde birisi şaşırmıyorsun.. ama düşünsene lan yok bilgisayarda fotoğraf. ey bunu okuyan şahıs son 5-6 sene de kaç kere kağıda foto bastırdın ? vesikalık hariç..ben bastırmadım pek.. neyse atak 18 atak 420 tamam. şafak 58.

suphi : ben izine çıkacam uzun hoca.. evlencem izin de (karakolda kısa dönemlere hoca diyorlar)

ben : kızla anlaşabiliyor musun ?

suphi : hee 1 kere gördüm.

toplu taşıma demesem olmaz

selam vilayet. vilayet ne amk. keremciğim girince herşeyin kaldığı yerden devam ettiğini anlasın diye bir yazı patlatayım dedim.

şimdi malum. hepimiz, en azından bir çoğumuz yani hemen hemen hepimiz toplu taşıma araçlarını sike sike kullanıyoruz. benim tahammül sınırlarım iyice zorlanmaya başladığından dolayı toplum içinde yaşamayı bilmeyen hayvan ve ayı vatandaşlarımıza biraz serzenişte bulunayım istedim.

ilk olarak soktuğum plazasında çalışarak insan olunmuyor bunu bilelim. tamam can atıyorsun metroya binmek için, boş yer olmasada çok isteklisin illa gireceksin içeri AMA Bİ DUR İNELİM BE AMK. ya arkadaşım illa sürtüşcez mi geçerken. illa itmek mi zorundasın içeri girerken. yahu ineyim ya ne olur yani. bir de öyle bir ayarlıyor ki tam çıktım diyorum laaak bir omuz, bir temas. hani olay çıkarsan çıkmamı beklemedi diye herkes bekledi sen çarptın der tam öyle hassas bir nokta. senin ben amk.

yine metrodan devam etmek gerekirse sanada gıcığım var süslü abla. tamam hiç birimiz hoşnut değiliz metroda sıkış tıkış seyahat etmekten (seyahat ?). ama bu afralar tafralar ne yani ? niye hor görüyorsun bizi bi oflamalar bi küçümseyici bakmalar. içimden az dua etmiyorum hapşurda sümüğün çıksın rezil ol ne bileyim arkadan biri çullansın kafan direğe sıkışsın diye.

metro'da yine insan kendini tutabiliyor ama minibüs hakikaten daha sinir bozucu. öncelikle atarlı şöförlerin hepsinin amk. hani biraz sesini yükseltsen kavga çıkacak. çok param olursa böyle abilere sesini yükseltip olay çıkartacak adamlar tutup, dövdürtücem söz.

amcam, teyzem, bacım. hani o direği tutuyorsunuz diye başka direği tutmamazlık etmeyin. görüyorsun bak burda tam rahat duramıyorum. kaysan şuraya diğer direği tutsan bizde rahatlayacaz. ama allah'ın emriymiş gibi oraya yapışmanın mantık sınırları içerisinde herhangi bir açıklaması yok. lütfen yahu.

şimdiki sözüm sana yaşlı. bak yaşın büyük küfür etmek istemiyorum ama bi gün büyük sövücem. metrobüs boş gibi öğlen vakitleri hani sonlara doğru yürüsen azcık yer vardır illa ki. ama sen geliyorsun benim başıma dikiliyorsun. YA SİKTİR GİT AMK. ben naptım sana ya. hayır kalkmasan yolcu erşafı orospu çocuğumuş gibi bakıyor. kalktım geç otur hadi tamam amk.

yer verme demişken sana değinmemek olmaz yaşlı başı-orta yaşlı sonu insan. yaşlı mısın değil misin belli değil. rica ediyorum yer vermek için bir yaş sınırı belirlensin kalkarken soralım yaş kaç diye. amcamın gıdısı var gözler çökmüş zımba gibi ayakta duruyor veya ilk kasiste düşecek gibi duruyor ama benden yakışıklı. bu gruba ver verdikten sonra çoğu zaman pişman olmuşumdur.

en büyük laflarım sana ayı. şu bacaklarını kapatta otur. bak sana birbirimize değmeyelim demiyorum. toplu taşımadır, beraber baş koymuşuz bu yola illa temas olacak ama evde bu kadar rahat oturmuyorsundur ayı oğlu ayı. hayır ben kendimi çektikçe daha çok açıyor bacaklarını. yarramın antifrizi. en çok sana küfür ediyorum. bi gün hapse düşersem sebepleri arasında en büyük yüzdeye sen sahipsin. DÜZGÜN OTUR LAN AMCIK.

son olarak lütfen montunuza, atkınıza, çantanıza poşetinize sahip çıkın. hayır çok sıkış tıkış olur anlarım tamam hani yapışık gidiyoruzda sen dikkat etsen o edevatın bana değmeyecek. biraz dikkat et amına koyayım yaa. alıp o çantayı kafana kafana vura vura bağırarak küfür edesim geliyor.

sonra aile içinde niye huzur yok, işyerlerinde neden verim düşük. aha bu sığırlar yüzünden.

çok kişisel, pek konsept dışı, baya alakasız bir yazı

İnsanın hayatı isteklerine ve kendisine dayatılanlara göre şekilleniyor ya hani. Yaşamak zorunda olduklarımızı çıkartıp düşündüm biraz. Bu geceden sonra sadece istediğim şeyler olsaydı hayatım nasıl olurdu diye. Gerçekten ne isterdim diye. Burdan sonrasını okumak sizin için sadece vakit kaybı, bence okumayın, sadece yazmak istedim.

İlk 500 m2 bi arsa geldi aklıma. Önce yaşayacağım yeri kurayım. Şöyle Sarıyer tarafında veyahut merkeze yakın deniz manzaralı bir yerde. İçine 100 m2lik küçük bir ev, ufak bir çatı katı olan. Dışarıya ufak bir şarap evi tadında şömineli takılmalık bi kulübe. Giriş'in yanına bir garaj, arabanın yanına bisikletler. Evin hemen yanına evin içine de kapısı olan ufak bir sinema odası. Bahçede çardak, salıncak, hamak. Etrafta bolca ağaç, çiçek. Bahçeye bir köpek, evin içine bir kedi. He mutfağın penceresi bahçeye bakıyor tabi. Evin içini düşünmek sevgiliye kalsın. HOBİ ODAM OLACAK AMA ehe. Etrafıda duvarlarla ördük mü tamamdır. Bi ömür yeter burası.

Sonra arkadaşlarımın hepsinin istediği işi yapabilmesi için elimden geleni yapardım. Ferhat ile emlak işi kovalayalım. Projeden evlere girip, orta vadede satalım. Arada sözde iş, özde kumar için kıbrıs'a, yurtdışına gidelim. Her gün bahis istişareline girelim. He şuanki mesleğimi bırakmak istemem tabi. Televizyon sektöründe devam edeyim, yalnız iyi bir maaş, bol sorumluluk, maksimum üretkenlik, minimum mesaili bir title'ım olsun isterdim. Çalışmayı seviyorum hacı.

Efkanla 2 haftada bir görüşelim, benim ufkumu genişletsin her zaman olduğu gibi. Ben sorayım o ne bu ne diye, üşenmeden anlatsın. Bi de çalışmasın lan, üretsin sadece. Kerem kardeşim insanların 'boş iş' dediği şeyleri kovalasın hayatı boyunca. He bir de kafasına göre bi kız bulsun, hatta bulmasın, kız bunu bulsun. Benim kültürel zenginliğimin kaynağı olmaya devam etsin. Şimdi düşündümde Yağız, Enis, Erdi, Yörük, Mert, Rahmi, Mehmet, Emrah, Murat, Yunus, Sakin, Özgür yakın arkadaşlarımın hepsiyle ilgili hayal kuramayacağım kusura bakmayın. Benim hayalim lan bu. Hayır işin kötüsü ayda ortalama 5 kişinin girdiği blogumuza kimin ismini unuttum lan diye dertleniyorum. HAYAL KURUYODUM LAN. Kısacası sevdiğim tüm insanlar bir şekilde hayatımda olsun, mutlu olsunlar, olalım. Ulan ne uzattım be. Ben sıkıldım. Neyse.

Sevgilimle hayal kurarak başladık biz. En güzeli gerçek oldu, başladık. Geri kalanları buraya yazmayayım, bizde kalsın ama hepsi olsun sırasıyla. Hatta yenilerini kuralım beraber o evde, sonra onları gerçekleştirmek için yaşayalım.

Birazda kişisel bir şeyler yazayım. Bi proje başlatayım mesela. Türkçe filmlerin hepsine altyazı yapalım, engelli insanlara sunalım, filmleri izleyebilsinler. TT Arena'nın en taşşaklı yerinden kombinem olsun. Ailem huzurlu, annem en huzurlu olsun. Tanıdığım müzikle uğraşan insanların hepsi başarılı olsun. Fenerbahçe Türkiye Kupası'nı alamasın. İngilizler gibi ingilizce konuşabileyim. Funk, break-beat, funky-beat, disco-funk gibi müziklerin en güzellerinin oluştuğu bi plak arşivim olsun. Tatlılar üzerine uzmanlaşayım, çevremdekileri yedireyim içireyim. Cennet'e gideceğime olan inancım doğru çıksın. Mercedes AMG arabam olsun. Tanıdığım bütün insanları mutlu edebileyim. Düzenli spor yapayım. İnsanları eleştirmeyi bırakayım ya da eleştireceğim insanlar yok olsun. Sigara içmeyim. Bi de yazlığım olsun lan. Dövmem olsun. Olsun da olsun yani. Dahada var da burada keseyim bari.

Yaklaşık 5 saat sonra işte toplantı var, üstelik gece çalışacağım sonra. Ben bu kayda değmez şeyleri bu saatte oturup neden yazdım peki ? Çok daraldım ben. Büyüdükçe daha çok daralıyorum. Neşeli hallerim gittikçe daha da çok azalıyor. Başta dedim ya hani bi istediklerimiz bir de yaşamak zorunda olduklarımız hayatımız diye. İstediğim hiç bir şeyi yaşayamıyorum, olması gittikçe zorlaşıyor. Birazda istediğim şeyleri yaşamak istiyorum artık. Sevdiğim bir abi geçenlerde her insan bedel öder bu hayatta demişti, umarım öyledir. Henüz çok genç olduğumun farkındayım vazgeçmek için, vazgeçmemde zaten de. Diyorum ya, çok daraldım ben.

93

safaaak 93. yurtdısında askerim harfler duzgun cıkmıyor o kadar garıp bi yer. ilerde okuyup ibret almak için yazıyorum bu yazıyıda. sınır karakolundayım. kafa hafıften gitti. butun insanlar,yasadıgım ev, galatasaray,arkadaslarım,carls JR hamburger zinciri falan rüya gibi geliyor. ben artık hayatımın sonuna kadar askerde kalcam galiba.. bunu okuyan insanlar gercekten varsınız di mi lan ?

teknoloji

blogger iphone'a uygulama çıkarmış, bir deneyim dedim, belki bu sayede blogumuzda aktif günlerimize geri döner, kerem kardeşimiz geldoğinde okuyacak bir sürü yazı bulabilir