yine kalktım, yine yemek yedim, yine duş aldım, yine işe gidiyordum, sıradan bir gündü yani. metroya bindim taksime gelmek üzere. iş çıkışı yoğunluğu her zaman olurdu fakat bugün bambaşka bir kalabalık vardı. en uca gittim bir metro müdavimi olarak biliyordum ki en ön her zaman en boş olan vagondur. etraf güzel bayan kaynıyordu ama pek siklemiyordum zaten kalabalık bide kız mı kesicem mantığıyla kendimce müziğimi dinliyor efendi efendi bekliyordum. yanıma bi tane kız ilişti belli ki o da çakal en uca üşenmeden gelmiş benim için gelecek hani yok ya! neyse metro geldi sıkış tıkış ağzına kadar dolduğu için o çileyi çekmemeye karar vererek bir dahaki metroyu binmeye karar verdim ki bir baktım kız da binmemiş, baya iki sevgili gibi yanyana bekliyoruz metroyu. kızı incelemeye başladım. aynı bana benziyordu kız. tamam hemen hayalinizde benim kız halimi canlandırmayın ama işte nasıl desem. güzel bi kız ama off kıza bak çok güzel diyemeyeceğiniz, tatlı desen tam tatlı değil kendine has bi tarzı var suratının ama hiç bir şekilde rahatsız edici göze batan bir tarafı yok. üstünde sırt dekolteli salaş bi beyaz tişört altında dar bir mavi kot. ama ayakkabıyı tam seçememiş mesela aynı benim gibi. uyduramamış o kıyafete ayakkabıyı bende giyinirken hep eksik bişi olur mesela hiç tam olmaz. elinde blackberry vardı azcık kestim şimdi ismini hatırlayamadığım bi filmin soundtrack'inden daft punk'a geçti. baya baya hoşlandım kızdan yani hani o avcı mode on yani. bu esnada metro geldi tabi yine sıkış tıkış mecbur bindik ikimizde o direklerden birinden tuttu bende tam yanındayım ama baya kalabalıktı istemeden yapıştık birbirmize. gülümsedik birbirmize bakarak ve o gülümseme bizi utandırdı kafalarımızı eğdik ^^ mecidiyeköy durağında indi. indikten sonra onu izliyordum kapı kapandıktan sonra baktı onu izlediğimi görünce kafasını başka yöne değiştirdi ve yoluna gitti. resmen aşık olmuştum kıza. bence gayet sağlıklı bir çift olabilirdik ya. ama çok kalabalıktı be herkesin ortasında ne diyebilirdim ki kıza :( keşke bu yazıyı okusa da bulsa beni.
bu hikaye de mutlu sonla bitmeyecek tabi ki kızı bir daha görmeyecem yarın başka bi kıza aşık olucam ne güzel kızdı diye hayıflanıcam gelip bloga yazıcam falan farkındayım herşeyin ama bu kız beni bulsa ne olurdu onu yazayım size.
''
Merhaba Yiğit,
Ben Selin, hani bugün metroda aşık olduğun 365. ci kız. Duydum ki benim hakkımda atıp tutuyormuşsun. tam güzel değilmişte tam bişimişte te be yarrağım facebookta 266 tane bekleyen arkadaşlık isteğim var sana mı kaldım? Bi kere tipim değilsin bi kendine bak bi bana. ayakkabıma laf etmişsin ama moda tasarımcılığı okuduğumu bilmiyorsun tabi ki cahil cühela konuşuyorsun. hem sen kendine bak gri beyaz tonların altına alakasız bi şekilde mavi ayakkabı giymişsin mal. evet en uca kadar geldim çünkü metronun en ucu her zaman daha boş olur, yanına geldim diye hemen aşık ol amk. sonra bütün erkeklerden niye uzak duruyorsunuz diye hayıflanın bize. alt tarafı metro bekliyordum yani senlik bi durum yoktu. ayrıca öyle bir abartmışsın ki sanki sen binmedim diye binmedim metroya! metroda binecek yer mı vardı lan ? abartmayı çok seviyorsun belli ki boşa ismin dolap değil. ayrıca elimdeki telefona bakmanda hiç hoş değildi bi sen mi dinliyorsun sanıyorsun sevdiğin müzikleri ? gülümsedi demişsin ama ayağıma basmıştın kaldır dercesine gülümsedim hemen vurmuşsun romantizme olayı. haha vallahi yalanın bu kadarı yaa. he bu arada osmanbeyde inecektim aslında ama sen beni bakışlarınla rahatsız ettiğin için bir durak önceden indim. indikten sonra baktım hala bakıyorsun öküz gibi. en mantıklı kararın benle konuşmaman olmuş, herkesin ortasında öyle bir rezil ederdim ki seni. tam bir salaksın biliyorsun di mi ? Umarım bir daha karşılaşmayız. ''
metrobüsle sosyalleşin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
metrobüsle sosyalleşin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İmgeler simgeler
Bugün metrobüsle avrupa yakasına geçerkene fikirtepe durağının karşında otoyol kenarında sakallı cüppeli belli ki dindar bi vatandaşımızı otostop çekerkene gördüm sonra baya güldüm. elbetteki ruh sağlığım yerinde, adamın da komik bi hali yoktu. ama mesele şu ki otostop işaretiyle milli görüşçülerin kullandığı işaretin aynı olması. baya güldüm. ama şey aslında gereksiz bi olay gibi de neyse ya aklıma geldi şimdi yine garip ama lan ehahehae


,
komik lan, "hayata dair" diye blog yapsak, şahane de fotoğraf makinem olsa çeker koyardım da neyse ki öyle bi durumumuz yok bizim blogta böyle hizmetler sunamıyoruz. biz üşenen adamlarız. siz 3 sn bakıcaksınız diye türlü mesariflerin altına giremeyiz. durumumuz yok anlayın acık. al bak Yiğit var mesela aramıza yeni katılan arkadaşımız daha gencecik çocuk okulunu bitirmiş, altına kız versen yarın çocuğu olur, bu genç yaşında benden daha tecrübeli hayat gailesi konusunda -daha da coşkulu hatta- geçen sordum "naber lan yiğit napıyosun?" diye mal gibi oturuyomuş evde. en son girdiği iştende çıkmış. "üzülme, sıkılma yiğidim" dedim ne diyim. adam benden önce hayata atıldı üstelik hayatını 15 yıllık kalkınma planlarına bölüp 5 er yıllık programlara ayırıp araya da türlü türlü civcivli işler, lisanlar sıkıştırmış bi arkadaşımızdı.
yazık değil mi lan. ben burda devleti mevleti suçlamıyorum doğal seleksüyon doğal değil diyorum. ben kamu yönetimi okuyorum gerçi oyumu ldpye veriyorum ama devletime laf söyletmem öyle ne o öyle devlet de bi yere kadar devlet de sizin gibi sahip çıkanı yok sahip çıkanı olsa da anca kendine doğru yontuyo, onun da parası pulu yok, borcu çok, vatandaşları biraz anormal devlet napsın. soyut soyut oturuyo. ama ben hakkaten üzülüyorum insanlar böyle olmasın istiyorum. metrobüsle dönerkende üzülüyorum.
ben domuz gribinden korkmam bu manzaralardan daha çok korkarım. domuz gribi= resident evil olmadığı sürece etkilenmem. ama öyle de mundar olmak istemem açık söyliyim. ya üstüne kireç döküyolar ağızda maskeler. ben ondan daha çok korkuyorum. saçma ölümler dediğin kıçına hortumla hava basmalardan ibaret olmamalı bu daha saçma ama en saçması kene. gırım gongo ganamalı hastalığı (bi samsunlunun ağzından ehhahheze Ga sendromu= sert sessizler pçtk yımışayınca bcdg falan fişmekan kapıyorum parantezi)
insanlar deli gibi işten dönüyo anası bellenmiş bi de yer kapma telaşı var ki ben bakmaya utanıyorum valla 50 yaşında adam ne hallere düşüyo. yahut gencecik insanlar hayatının (hintli filan değilsen tabi bi de eskiden kremlinde prenses olmadığından eminsen bi kere oluyo "bu hayat" mevzuu) sırf yaşamak için telef oluyo diye. böyle bi saçmalık var mı lan? ölmemek için ölüyosun. ben o yüzden çok muallaktayım bu işlerde. e elbet tut kendini at demiyorum da fena bi dürtü bu bi de reel politik izin vermiyor bana "sen kendi işine bak herkes bi şekilde yuvasını kurar yeaa" diyorum. neyse velhasıl kelam siz şuursuzca eğlenesiniz diye öyle işlere giremeyiz biz. bi de erbakan hoca çok acayip bi adamdır onu da ileride yazarım (belki.)
belki yazamam sonra Kerem kızıyo bana "niye yazmıyosun?" diye ama ne yapayım dostlar ben şu an okul münasebetiyle zorunlu olarak edirnede ikamet bi insanım. evimde de şahsi kompüter yok. olsa bağlantı var binada vayrlıs ammaaa kompüter yok ne yapayım yazamıyorum. eve soksam o aleti zati bi başımayım evden hiç çıkmam çok acayip olurum e diğer türlü de yoğunlaşamıyorum buraya. internet kafeye gidince de yazılmıyo bu meret. millet yandan yandan bakınca açılamıyorum bir türlü. ben çekingeç insanım özelimi açamam herkese. neyse uzun uzun yazmıyım ben uzun yazınca laf ediyolar "makale mi yazıyosun lan" diye o yüzden bitiyorum.
arrivederci


,
komik lan, "hayata dair" diye blog yapsak, şahane de fotoğraf makinem olsa çeker koyardım da neyse ki öyle bi durumumuz yok bizim blogta böyle hizmetler sunamıyoruz. biz üşenen adamlarız. siz 3 sn bakıcaksınız diye türlü mesariflerin altına giremeyiz. durumumuz yok anlayın acık. al bak Yiğit var mesela aramıza yeni katılan arkadaşımız daha gencecik çocuk okulunu bitirmiş, altına kız versen yarın çocuğu olur, bu genç yaşında benden daha tecrübeli hayat gailesi konusunda -daha da coşkulu hatta- geçen sordum "naber lan yiğit napıyosun?" diye mal gibi oturuyomuş evde. en son girdiği iştende çıkmış. "üzülme, sıkılma yiğidim" dedim ne diyim. adam benden önce hayata atıldı üstelik hayatını 15 yıllık kalkınma planlarına bölüp 5 er yıllık programlara ayırıp araya da türlü türlü civcivli işler, lisanlar sıkıştırmış bi arkadaşımızdı.
yazık değil mi lan. ben burda devleti mevleti suçlamıyorum doğal seleksüyon doğal değil diyorum. ben kamu yönetimi okuyorum gerçi oyumu ldpye veriyorum ama devletime laf söyletmem öyle ne o öyle devlet de bi yere kadar devlet de sizin gibi sahip çıkanı yok sahip çıkanı olsa da anca kendine doğru yontuyo, onun da parası pulu yok, borcu çok, vatandaşları biraz anormal devlet napsın. soyut soyut oturuyo. ama ben hakkaten üzülüyorum insanlar böyle olmasın istiyorum. metrobüsle dönerkende üzülüyorum.
ben domuz gribinden korkmam bu manzaralardan daha çok korkarım. domuz gribi= resident evil olmadığı sürece etkilenmem. ama öyle de mundar olmak istemem açık söyliyim. ya üstüne kireç döküyolar ağızda maskeler. ben ondan daha çok korkuyorum. saçma ölümler dediğin kıçına hortumla hava basmalardan ibaret olmamalı bu daha saçma ama en saçması kene. gırım gongo ganamalı hastalığı (bi samsunlunun ağzından ehhahheze Ga sendromu= sert sessizler pçtk yımışayınca bcdg falan fişmekan kapıyorum parantezi)
insanlar deli gibi işten dönüyo anası bellenmiş bi de yer kapma telaşı var ki ben bakmaya utanıyorum valla 50 yaşında adam ne hallere düşüyo. yahut gencecik insanlar hayatının (hintli filan değilsen tabi bi de eskiden kremlinde prenses olmadığından eminsen bi kere oluyo "bu hayat" mevzuu) sırf yaşamak için telef oluyo diye. böyle bi saçmalık var mı lan? ölmemek için ölüyosun. ben o yüzden çok muallaktayım bu işlerde. e elbet tut kendini at demiyorum da fena bi dürtü bu bi de reel politik izin vermiyor bana "sen kendi işine bak herkes bi şekilde yuvasını kurar yeaa" diyorum. neyse velhasıl kelam siz şuursuzca eğlenesiniz diye öyle işlere giremeyiz biz. bi de erbakan hoca çok acayip bi adamdır onu da ileride yazarım (belki.)
belki yazamam sonra Kerem kızıyo bana "niye yazmıyosun?" diye ama ne yapayım dostlar ben şu an okul münasebetiyle zorunlu olarak edirnede ikamet bi insanım. evimde de şahsi kompüter yok. olsa bağlantı var binada vayrlıs ammaaa kompüter yok ne yapayım yazamıyorum. eve soksam o aleti zati bi başımayım evden hiç çıkmam çok acayip olurum e diğer türlü de yoğunlaşamıyorum buraya. internet kafeye gidince de yazılmıyo bu meret. millet yandan yandan bakınca açılamıyorum bir türlü. ben çekingeç insanım özelimi açamam herkese. neyse uzun uzun yazmıyım ben uzun yazınca laf ediyolar "makale mi yazıyosun lan" diye o yüzden bitiyorum.
arrivederci
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)