hocalar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hocalar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

hocalarımız


iftarda durup dururken aklıma ilkokul zamanı geldi. ilkokulla ilgili hiçbir şeyi sevmiyorum ben. sonra biraz daha düşündüm, aklıma din hocamız geldi. ilk din dersini gördüğüm hocam. ismini hatırlamıyorum valla ne yalan söyleyeyim. çok iyi bir hocaydı. barış manço öldüğü zaman hepimiz "dağlar dağlar"ı söylemiştik. hatta o başlamıştı şarkıya arkasını biz getirmiştik. o an hep aklımdadır düşününce de çok mutlu olurum nedense. şu "zorunlu din dersi kaldırılsın" olayı bana garip geliyor. din dersi hocaları genelde şeker gibi insanlar oluyor. yani benim şuana kadar tahsil hayatımda gördüğüm din hocalarının hepsi böyleydi. hiç dua ezberlemeyenler bile geçerdi. he biliyorum "ben belki kitapsızım dua ezberlemek zorunda değilim ne işime yarıyacak" diyosunuz. sizde haklısınız aslında. ama ne biliyim din hocamı çok seviyordum lan ben. dağlarr dağlaarrr kurban olamm yol ver geçemm SEVDİĞİMİ SON BİR OLSUNNN YAKINDAN GÖREEMMM..

din hocamı düşündüm madem diğer sevdiğim hocalarımı da aklımdan geçirdim. lise hayatım çok güzeldi. hem arkadaşlarım hem hocalarım çok iyilerdi bence. yani güler yüzlülerdi hep . liseyi kartal süleyman demirel lisesinde okudum da. neyse işte matematik hocamız vardı Nesrin hoca. onu çok severdim. galatasaray'lıydı falan. okula gelince atkıyı takıyordum boynuna onun. sınıfdan emir hocayı ilk gördüğünde "sanırım aşık oldum" demişti. bi kere ders sırasında kısık bi sesle "bu konuyu öğrenmesek de olur , fark etmez" demiştim arkadaşıma o da "sen bu sınıfta olmasan da olur, fark etmez" demişti. baya üzmüştü beni :( ama yine de severim.

sonra inkilap tarihi hocamız vardı. onun da adını unuttum şimdi ama onuda severim. inkilap, tarih gibi talebelerin "çok gereksiz yaa neden tarihlerini öğreniorum yaa" dedikleri dersleri ben çok severdim. tahtaya kalkar anlatırdım. savaşların nedenleri sonuçları falan tıkır tıkır bilirdim. bu hocayla da komik anılarımız olmuştu falan ama tam hatırlayamadım şimdi. hatırladım da yazamıcam şimdi. sağlıcakla kalın.

lisede bi hoca vardı..


"bu muhabbete kadar geldik mi.. vay anasını ya.." demezseniz anlatayım. şimdi lisedeki matematik hocasının şeysi geldi aklıma adam çok yaşlı ve ses tonu çok fenaydı. yukardaki foto cahit arf e ait o da onun kankası gibi işte düşünün epey yaşlı bi de tesadüf ona çok benziyomuş şimdi farkettim. ama hiç gülmezdi. asık surattan değil de yaşlılıktan zor geliyodu belki. herkeste korkardı ama daha çok hürmet gibi çünkü adam üniversite hocası gibi. dili filan da öyle cebir filan diyodu adam hala...

neyse benim en unutamadığım anısı bigün tam sınıfa girerken biri kağıttan uçak yapmış, klasik lise tenefüs oyunlarından, bu da tam sınıfa girince önüne düştü. herkes ayakta bekliyo böyle ne diycek,ne fırtına koparcak diye. ama hoca gayet sakin geldi, ağır ağır eğildi, uçağı yerden aldı, biraz baktı sonra attı böyle havaya. sonra uçak saçma sapan dönüp yere düştü sonra uçağı atan arkadaşa döndü:

"aferin oğlum son model uzay mekiği yaptın. sizin yaşınızdakiler avrupada top oynuyor sen hala.. sözlü yapacağım ama sondan başlayalım bugün.."

bi de sözlü olayı var değişikilik olsun diye. ama hep sondan başlardı... hiç değişik olmadı.

bi de akşamcıydı. bizim memlekette zaten bi kaç mekan var o da böyle babaların gittiği ağır mekana (köşk) değil de barımsı (yosun bar) bi yere giderdi sahildeki. orası daha genç ama hayatı kaymışlara hitap eden bi yerdi. bizim ordu-giresun hattındaki simsar abiler, bi takım yitik insanlar filan giderdi oraya. bigün bizim arkadaşla gitmiştik orda tanıdık az oluyo diye. baktık bu da orda tuvalete kalkarken bizim masaya döndü. tabi adamda gözler epey bozuk, hem tanımazdı da muhtemelen ama bize doğru dikkatli bakınca gayri ihtiyari kalkar gibi yapıp "merhabalar hocam" deyiverdik. o da "sağolun gençler afiyet olsun" dedi. sonra oturuyoruz çıkmaya yakın garson bize 2 bira getirdi o da kalkmış gidiyodu "başıyla selamladı" anladık o yollamış. biz de "sağolun hocam" manasında başımızı salladık. sonra yanımızdan geçerken "çok oturmayın haaa" deyip ahhahaha diye tiyatrocu sesiyle güldü sonra ağır ağır çıktı mekandan. güzel bir akşamdı.

üniversite ortamına girdim


4 senedir üniversite okuyorum ama daha bugün bi üni ortamında bulundum.o da başka bi okulun üni ortamı yani.handecan sayesinde oldu.şöle sıralarsam konu olarak
1 - almodovar filmleri
2 - baz istasyonlarının hayatımıza etkisi
3 - herşeyin plastik oluşu
4 - bi de hocalarıyla ilgili konuştular ben anlamadım onu
arada galatasaray ve futbol konusunda handecanla konuşmak istesemde bütün masa sustuğundan ve bu muhabbeti pek sevmediklerini bize bir şekilde belli ettiklerinden kısa kesmek zorunda kaldım ve habire onları dinledim.bi de bana faşo dediler.değilim.
he bi de ünlü yönetmenlerin filmlerini izlerken canım sıkılıyor ya :(