hikaye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hikaye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

bir küçük macera - 3


-abi top şişircemmmmm

içerdeki çalışan insanların hiçbiri tamer'e ve tansel'e bakmıyordu. daha yüksek bir sesle.

-abiiiii

-he

-top şişirtcem

- he ver..


fıss tıss. şişirdiler topu. 5 kuruşluk sembolik bir rakamda ücreti verdikten sonra topu sektire sektire mahalleye doğru yol almaya başladı çılgın ikilimiz. tamer 6 yaşında olduğu için genelde maçlarda fasülyeden oynardı. yani attığı goller ve yaptığı fauller sayılmazdı. tansel ise ilkokul 1'e gittiği için takımda yer bulabildikce oynuyordu. driplingi iyiydi..

tansel heyecanla sordu :

-hiç gerçek topla oynadın mı ?

-yok oynamadım

-gerçek topu sen elinle kaldıramassın zaten. pas verseler bayılırsın amk

-alala niyeki?

-kuzenim almanyadan gerçek top getirmişti bi keresine. çok ağır bir top.

bu gereksiz ama tamer'i şoka sokan muhabbetten sonra mahallenin girişe geldikleri sokakta birden arkadan bir ses duyup irkildiler..

-LAANNN ŞİŞŞŞ!!

bu arka mahalledeki cemil ve yiğeni yunus idi. birinin elinde domates, diğerinde patlak top şambreli vardı. tamerlerin arka mahallesinde roman vatandaşlar otururdu. kendilerini televizyonlardan çok neşeli insanlar olarak tanısak da genç yaşlarda çok hırçın ve kavgacı olurlar bilirsiniz..

tamer ve tansel saf saf çocuklara doğru baktılar.

- yunus geçen hafta kaybettiğin top değil mi lan ?

-hee aynen o . ver lan topu.!

tamer bunun bir dümen olduğunun farkındadır :

- top erhan'ın bi kere .

cemil gerçekten bu bilmiş cevaba çok sinirlendi ve kurnazca bir cevap verdi tamer'e

-sikerim erhan'ın sülalesini lan ver şu topu..

küfürler tamer'in suratında yankılanırken yunus çoktan topu alıp avucunu tamer'in yanaklarıyla dolduracak güzellikte bir tokat için elini kaldırmıştı

-şııraaaakakkkkkkkkkkkkkkkkkkkkk

tamer ve tansel durumun şokunu atlattıktan sonra mahalleye doğru koşarak geldiler. gerçekten çok heyecanlıydılar . heyecandan fazla korku içlerinde geziniyordu. erhan acaba onlara ne diyecekti ? intikam alınacak mıydı ? yoksa "parasını verin lan topumun" diyerek küçük kahramanlarımızı sahipsiz mi bırakacaktı mahallenin fedaisi erhan..

çocukların toplandığı yere geldiklerinde bir kalabalık ile karşılaştı ikilimiz. erhan hemen ayaklandı ve :

- çatçatlar geldi mahalle maçı yapcaz. siz oynamıonuz ama he . verin topu.

- erhan abi topu cemille yunus aldı. sülaleni sikerim dedi sana (nefes nefese konuşuyor)

çatçatlar ve erhan kendi mahallesi karşısında önemli bir karar vermeliydi. belki o son küfür olmasa tamer'den para isteyebilirdi fakat o küfür olayın rengini değiştiriyordu. cemil'i de hiç sevmezdi zaten. okulda teke tek kavga etmişlikleri vardı. erhan etrafına baktı ve

- toparlanın lan gidiyoz. çatçatlar geliyonuz mu siz ?

çatçatlar futbolu iyi oynayan ama kavga işlerinden pek anlamayan bir ekipdi. o yüzden erhanlar çamurla falan bir şekil yeniyorlardı. çatçatlar geri durmak ister gibiydiler ama ekip başı mustafa "geliriz" diyince hepsi birden hareketle gerilim dolu bir yolculuğa çıktılar . hedef çingene mahallesiydi ... tamer en arkadan elinde ufak bir sopayla duvarlara sürterek ekibi takip ediyordu. onun ilk kavgası olacaktı.

bir küçük macera - 2


macerelar yeni başlıyordu evet..

tamerin daha yeni kalktığını gören annesi karnının aç olacağını düşündüğü oğlu için ufak bir ekmek arası hazırladı. o sırada balkondan aşağıdaki arkadaşlarının top oynadığını gören tamer kot şortu ve üstünde "cinyuz" yazan tşörtünü giydi. tam evden çıkarken annesinin ona verdiği ekmek arasını aldı. merdivenlerden koşarak inmeye başladı.2 . kat merdiven arasında otomatiğin sönmesiyle kısa bir gerginlik yaşadıysa da "otomatik lambası"na ulaştı ve ışığı yakıp güvenli bir şekilde sokak kapısına ulaştı. otomatiğe bastı "cıztt" kapıyı açmasıyla

ŞARIIAKJAKKPAATTTTTTT

sesiyle futbol topunun yüzünde patlaması bir oldu. elindeki ekmek arası daha 1 ısırık almışken yere düşmüştü. suratı kıpkırmızıydı. ağlamamak için kendisini zor tutuyordu. canının acımasından çok ekmek arasına üzülmüştü. hem şimdi ağlamassa arkadaşları canının acımadığını düşünerek onunla dalga geçicekti, ama ağlarsa da annesi aşağıya inecekti ve bu yaramazlık yüzünden 1 gün sokağa çıkarmayacaktı onu. gerçekten çok inanılmaz bir sabah yaşıyordu tamer. 1 sn daha düşündü ve ağlamamaya karar verdi. en sevdiği arkadaşı tansel ekmek arasının üstündeki tozları üfledi ve tamer'e geri verirken "bişey olmadı olm tozdan bişey olmaz ben hep yiyom" dedi. bu az da olsa tamer'i rahatlattı. "ölmem herhalde" diye düşünerek yemeye devam etti. suratına top geldiği için kendisini "sakatlanan futbolcu" olarak ilan edip ekmek arasını bitirene kadar kendine tedavi uyguladı..

saatler ilerlemiş öğlene doğru geliyordu. mahalledeki çocukların sayısı 7'i bulmuştu. bu tek kale maç demekti. aralarındaki en büyük çocuk olan erhan topun havasını beğenmediğinden tamer ve tansel'i top şişirtmeye yolladı . arkalarından da bağırarak "koşun olm saat 1 de tusubasa başlıcak" dedi. tamer "tusubasa'da acaba ne olucak? bisikletçi bizden para alcak mı? pembe sakız mı alsam?" gibi saf düşüncelerle kankası tanselle bisikletçiye doğru yola koyulurken başına geleceklerden habersizdi..

bir küçük macera - 1

22 haziran 2010 da hikaye yazmaya başlamıştım tabi ki her proje gibi buda yarım kaldı, taslaklarda durmasın bari yayınlıyıverelim


...........ZOOOOooooOOoooOoOğğğĞĞğğĞĞĞĞĞHHHıııııııı......
üst kattan gelen duvar delme sesiyle gözleri bir anda açılmıştı. aslında tam da açılmamıştı. sol gözünün yarısı dünyanın en acayip maddesi olan çapak yüzünden görmüyordu. hemen parmağıyla müdahale etmek istemişti ama çapak göz kapağının içinde üst tarafına doğru kaymıştı.müdahaleye devam etmek istiyordu ama gözüyle uğraştıkça gözündeki yanma hissi daha da artıyordu. gözlerini hızlı hızlı açıp kapatması dolasıyla diğer gözündeki çapakta gözünün yüzeyinde dolaşmaya başladı. bir yandan üst kattan gelen matkap sesi, bir yandan açlık, bir yandan gözlerinin yanması ve sulanması henüz yeni uyanan bu insanın kafasında ilk defa intahar etme duygusunu oluşturdu.kalktı banyoya doğru ilerledi ve yüzünü gözünü suyla yıkadı. bir anda çapaklardan kurtulmuştu. bünyede hafif bir sevinç olsada açlıktan dolayı oluşan mide yanması devam ediyor ve matkap sesi hala kulaklarını rahatsız ediyordu. mutfağa yöneldi, ekmek dolabından bir parça ekmek kopardı. bu esnada matkap seside kesilmişti. artık intahar etmek istemiyor, hayata umutla bakıyordu. oturma odasına geçip televizyonu açtı. tom ve jerry'nin maceralarını izlemeye başladı. bu esnada evde kimsenin olmadığını farkederek telaşa düştü. bütün odaları dolaştı. ve kimsenin olmadığına emin oldu. telaş yerini mutluluğa bırakmıştı. bu onun evde ilk defa yanlız kalması demekti. ne yapacağını şaşırdı ve suratındaki gülümsemeyle birlikte donunu indirip halıya işemeye başladı. müthiş bir deneyimdi bu olay onun için. çişi bittiğinde hole doğru yürüdü. holde yere yattı. her istediğini yapabiliyor, özgürlüğün nasıl bir şey olduğunu anlamaya başlıyordu ki dış kapıdan kilit sesi geldi. ayağa kalkmasıyla annesinin içeri girmesi bir oldu. hemen suratına bir masumiyet ifadesi alarak annesine gülümsedi. annesi de ona anne gülümsemesiyle karşılık verdi. hemen içeri koştu ve televizyonun karşısındaki çekyata zıplayarak çizgi filme devam etti. o sabah burnunu hiç karıştırmamasına rağmen ne sabah oluyordu ama. henüz 6 yaşındaki tamer için macerelar yeni başlıyordu....

genç hikayesi


Aslında edebiyat dersini seviyordum. Genelde edebiyat kitabından bir okuma parçası seçilir , sınıftan bir kişi o parçayı okur , sonrasında da sınıfça yorumlarlardı. Ama bugün ders farklı işlenecekti. Hoca 2 gün öncesinden söylemişti "kompozisyon yazacağız arkadaşlar".

Devamında hoca ,

- Buradan alacağınız not sözlü notunuz olacak arkadaşlar o yüzden ciddiye alalım.

Ayşegül Su "sınıfın en çalışkan kızı" atladı hemen (bence torpili var annesi ve babası öğretmen çünkü, aşağıda öğretmenler odasında neler döndüğünü biz öğrenciler bilemeyiz sonuçta)

- Hocam kompozisyon nasıl yazacağız ?

ah ah işte türk eğitim sistemi lise 1'e giden bir öğrenci kompozisyonun nasıl yazılacağını bilmiyor.

- Kolaydır aslında çocuklar. Giriş , gelişme ve sonuç. İyi bir kompozisyon bu 3 temel ögeyi bulundurmalıdır. Giriş de konu hakkında biraz bilgi , gelişme de örnekler ve sonuç da olayı sona bağlama.. Her neyse konuyu veriyorum , ağaç yaşken eğilir.. kolay gelsin..

Evet şimdi kağıdımla başbaşaydım . Tam olarak düşündüklerimi yazdıktan sonra bir başlık bulmaya karar verdim öncelikle . Tabi ben bu kararı verirken arkadaşlarım 2. paragrafa geçmişlerdi bile . İşte ben böle bir lise öğrencisiyim. hep geri kalan , geriden takip eden... Bu arada arka sıradaki Kemal'de sürekli kalemle sırtımı dürtüp " ne yazıcaz lan bişeyler sölesene hacı" diyordu. Bende kağıdı gösterip daha bir şey yazmadığımı ima ediyordum . Etrafa baktığım da arkadaşlarım kağıdı doldurmak için büyük ve geniş harflerle yazıyorlardı yazılarını. Kurnazlık değil ama sinsiceydi . Ama iyi bir sözlü notu için buna değerdi.. Bende büyük geniş geniş harfleri kullanarak yazıcaktım yazımı.. ve başladım

Şimdi direk yazıyı buraya koyamayacağım. Hocayla benim aramda yazıklarım.. ama özet geçersem basit bir giriş ; atasözünün ne anlatmak istediği yani. Sonrasında da gelişme bölümünde güzel bir örnek ; işte çocukken dayak yiyen çocuk büyüyünce suçlu olur , küçükken klasik müzik dinleyen çocuk büyüyünce iyi biri olur , zengin olur , elit olur gibisinden bir şeyler . Büyük finalde de "kısacası bu söz" diye başlayan bir cümle ile bitirdim kompozisyonumu.

Öyle hocanın gözünü boyamak için fazla fazla örnek vermedim. Neymiş efendim "2 sayfa yazabilir miyiz hocaaaaammm" .. nefret ediyorum lan bu tip öğrencilerden ben. anaları her gün okulda zaten. okul aile birliği, zırt birliği , zurt birliği. Yok gezi düzenliyoruz , yok çocukları aynı dershaneye yazdıralım. Amına koyayım ben belki sizin oğullarınızla kızlarınızla takılmak istemiyorum. Annemi arıyorlar falan arkadaş olmaya çalışıyorlar onunla. Lise bitsin bunlarla takılmam , konuşmam zaten..

ananı sikiyim başlık yazmayı unuttum ...


notların açıklandığı gün


45 mi ? nasıl 45 ya.. giriş gelişme sonuç işte..?! Ayşegül Su 90. neymiş duygularını tamamen anlatmışmış .. bende anlattım , erotik hikaye yazdım sanki anasını satayım. torpil işte aşağıda torpil var . anasıyla beraber okumuştur bu karı işte kağıtları .

şuan hocaya o kadar büyük bir nefretim var ki . ne o buğday teni , ne 25 yaşında çıtır oluşu , ne okuldan sonra gym e gitmesinin de katkısıyla oluşan o hatları , ne de siyah kahküllü küt saçları ilgimi çekiyordu..

Yelloz garip bir tebessümle sınıfa doğru konuşmaya başladı :

- Düşük not alan arkadaşlarımız üzülmesinler . Bugün bir kurtarma sınavı yapacağım onlar için.
Konuyu söylüyorum. "hiçbir şey göründüğü gibi değildir" . ilk sınavdaki notundan memnun olan arkadaşlar evlerine gidebilirler. zaten son dersteyiz .

Sınıfta ben dahil 19 kişi kaldı . 50 kişilik bir sınıfının yarısından daha başarısızdım anlamına geliyor bu. Gerçi Ayşegül Su'da sınıftaydı. 90'ı beğenmemiş illa 100 alacak.

Bu sefer yazdıklarımı direk koyuyorum. Not derdim olmadan yazacağım çünkü çok sinirliyim..

" Hiçbir şey göründüğü gibi değildir.. Evet değildir hocam . Siz ilk geldiğiniz de 'tamam demiştim. işte o aradığım modern hoca tipi. yeri geldiğinde öğrencisiyle yemeğe çıkar , yeri geldiğinde kantinden aldığı çayla okul bahçesinde muhabbet eden sempatik bayan hoca' ama yanılmışım hocam . Daha üniden mezun olalı 2 sene olmuş ama siz hemen düzene ayak uydurmuşsunuz ben bunu görüyorum. Öğretmenler odasında kendinize özgü bir 'mason teşkilatı' ne biliyim bir 'lordlar kamarası kurmuşsunuz...evet hocam hiçbir şey göründüğü gibi değil.

Örnek vermek gerekirse (aynen sizin istediğiniz gibi örnekle başlıyorum 2. paragrafa) Ayşegül Su . Nilgün hocanın kızı . Şuan tam karşınızdaki masada oturuyor ve evet 2. sayfasına geçti.. Kesin saçma sapan şeyler yazıyor . Sırf sayfa doldurmak için her cümlenin öğelerini açıklamasıyla beraber işaretliyor bile olabilir . Ama problem değil ki . Sizin Nilgün hoca ile aranız çok iyi zaten ? Evet şimdi taşlar yerine iyice oturmaya başladı değil mi ? Daha fazla yoruma gerek yok akıllı bir insansınız anlarsınız.

Kompozisyonumun sonuna gelirken beni hayal kırıklığına uğrattığınızı tekrar söylemek istiyorum. Şu okulda kurmuş olduğunuz 3'lü kadın ittifakı yüzünden SEN-AYŞEGÜL SU - NİLGÜN 3'lüsünden bahsediyorum. Beni belki de bir kadın düşmanı yaptı biliyor musunuz hocam ? Benden nasıl bir insan yarattığınızın farkında mısınız ? Değilsiniz tabi . Her neyse yazımı toparlıyorum. sizden nefret ediyorum."

Kağıdı aldım masaya bıraktım. Hoca gülümsüyordu.. Artık onun o gülümseyen yüzüne aldanacak halim yoktu. Bu sisteme uyamazdım . Tenefüs aralarında hocaların arkasından tutup sonra yüzlerine gülemezdim .

- İsmini ve başlık yazmayı unutmuşsun ..

hay aksi .

-pardon hocam..

Kağıdı aldım . Başlık : Kulisler.. İsim : Orhan Pamuk.. korkmayın bu bir başarı hikayesi değil isim benzerliği sadece..

Neyse kağıdı yeniden verdim ve kapıdan çıkarken arkamdan hocanın tiz sesi yeniden geldi..

-Orhancığım.. Neden geçen sınav da 45 almanın nedeni başlık ve isimini yazmamış olmandı.

hmm . sanırım bitmiştim şuan. kağıt hocadaydı . diğer sınavda benim yazı şeklimden kim olduğumu anlamıştı . demek ki sandığım kadar da bana ilgisiz değildi.. ama kağıt ondaydı artık. kağıt ve geleceğimiz..

1 hafta sonra

Numaradan okula gitmedim 1 hafta boyunca. Sonrasın da eve bir mektup geldi . Disiplin misiplin olayları olmuş verdiğim sınav kağıdı yüzünden . Yani hoca tam düşündüğüm gibi çıktı . Vizyonsuz , insanların onun hakkında düşündüklerini kabullenemeyen , faşist pislik !!! Şimdi bu mektupdan pederin haberi olmadan kurtulmam lazım. Gerçi okuldaki veletler yüzünden bu olay annemin kulağına gidecek ve ordanda pedere.. Ailemden , okulumdan , arkadaşlarımdan nefret ediyorum amına koyim !