zekalı çocuklar

Yüksek zekalı olmanın daha neye yaradığını pek anlamadım ben bu hayatıma kadar.Neyse konumuz bu değil aslında. küçüklüğümden bu yana epey bi insan tanıdım. bunların bazılarında aileler epey bi ilgiliydi arkadaşlarımla falan. benim ailemde benle epey bi ilgiliydiler ama ben onların okul vb mekanlara girmelerini istemiyordum. tek takılmayı çok severim, hem tek çocuğum ben(şımarığım da her dediğimi alırlar). sonra işte bu okullarda falan bi okul aile birliği olurdu orda arkadaşlarımın anaları olurdu. çocuklarını çok pohpohluyorlardı. kendimi epey gerzek hissetmiştim o zaman. bana o dönem çok havalı gelen özellikleri sayıyorlardı hocalara ;

"bizim oğlan evde kitabı yalıyor yiyor gece 11'e kadar çalışıyor . sınav başladıınnmıydııı unutuveriyor. doktor dedi 'dikkat dağınıklığındanmış '. zeki çocuklar da oluyormuş.."

"bizim çocuuk kesiinlikleee ama kesinlikle yaşıtlarıyla oynamıyor. yok yani anlaşamıyor çocuklarla. hep kendinden 3-4 yaş büyük çocuklarla oynar sokakta. televizyon hiç izlemez hep gazete okur"

buna benzer daha başka şeyler de vardı da unuttum. babam toplantıya gidince bunları duyup bana kızıyordu. "sen neden 11'e kadar ders çalışmıyosuun lann" diye. kasetli aterimi kırmıştı hatta.. yahu orta 2'de 11'e kadar ne çalışıcam ben allasen. lise öncesi dönem deyince nedense aklıma direk ' 1402 ankara savaşı ve timur'un filli ordusu ' geliyor..

bu dönem de herkes gaza geldi herkes çocuğunu yüksek zekalı sanıyor "aman çok hazır cevap , aman çok civelek" diye anlatıyorlar heryerde . benim de ufak bi yiğenim var ona da öyle diyolar ama ben ufak çocukta zeka pırıltısı olmasına karşı biriyim. hem zeka değil bence o tvde ki şeyleri taklit ediyorlar ya "ne görürse onu örnek alır"..

neyse blogumuzu takip eden velilere sesleniyorum çocukları sıkboğaz etmeyin. illa fen lisesi kazanıcak diye bişey yok. düz lise her zaman daha iyidir. düz liselerin en üst katının süper lise olması filan çok güzel şeyler bunlar.

tehlikenin farkında mısınız ?

"çok film hareketler bunlar" bugün gösterime girdi. önümüzdeki 3 sene facebooktan videoları paylaşılcak . ben bile paylaşabilirim. korkuyorum :(

Lüküs Hayat



elveda canım başkanım

Başarısızlıkları bir yana bırakırsak senin gibisi gelmez. 2005-2006 şampiyonluğundaki o sevincini unutamam.

Gündüz açar mısın abi?


Taksi driver ve türevlerinde anlatılan anlık şiddet patlamaları (passage a lacte) bize nasıl hissetirir? izlerken süper hisler verir ama en nihayetinde ortalığın damına koyup sonra günlük hayatımıza devam etmemizi, bi şekilde rutin hayatı delip biraz rahatlamaktan bahseder herhalde. yani ya öyle takılıp yaşamaya devam edersin ya da eline bi 45lik alıp bam!! bam!! bam!!! olduğuna dair şahsi şiddet şovlardan mı ibarettir? olabilir tabi sonuçta şahane bişey. ama öncesi ya da devamını merak ediyoruz ama film olduğundan göstermiyolar herhalde. karizması kaçar. yani ya kafasına sıkıp kendini de iptal eder, ya da mapusta bin yıl yatar ya da işte sorunlu bi kahraman olur şiddettin tarihçesindeki gibi filan. ama sonra fırından ekmek almaya devam ederiz. bi kısa winstın versene abi deriz ya da kefenimi kurtlar deler toprak olurum ya da mapusta inci dizerim.
taksi şoföründe (dırayvır daha mı iyi duruyo?) mevzu vietnam değil mi? yani -muhtemelen- vietnam sendromlu mal bi herifin masum bi kızı pezevenklerin elinden kurtarma hikayesi. amerikanın vietnam kaderi de aynı şey değil mi. onlar da tam beceremedi o işi ama niyeyse full metal jacketı ho-şi-min den daha çok seviyorum.
neyse ne biliyim ben.
ben en çok travisin ilk bağyanlı buluşmasını seviyorum.
mal mal gülüyo ya hani o.