üstüme gelme inanamam


televizyonda izlediğimiz şeylere özeniyoruz ya mesela biz. ama televizyonda izlediğimiz tipler hiç televizyon izlemiyorlar oynadıkları dizilerde. hep sosyal hayat içindeler.internete de girmiyorlar hiç.internet anca bir komedi dizisinin tek bir bölümünün konusu oluyor. şimdi benim düşünmeye çalıştığım şey; televizyon bize hedefler yaratıyor ve biz bu hedeflere ulaşmak için planlar yaptığımız sırada devreye reklamları sokuyor sanırım. reklamlarda da o zamana kadar dizilerde oynamış yada ilerde oynayacak olan "güzel yüzler"i görüyoruz. ama arada bir karmaşa oluyor. mesela bazılarımız dizilerdeki tipler gibi olmak isterken, bazılar televizyonun içinde olup o tipleri canlandırmak istiyor. ben bunları aslında tasvip etmiyorum. ezel gibi intikam peşinde koşmak, kavak yelleri gibi aşık olmak, yada polat olup ülkeki kurtarmak biz televizyon izleyecilerine göre hareketler değil. bunlar yapmamız için hiç televizyon izlemiyor olmamız lazım. televizyon izlemiyoruz ama internette var işin içinde.. sosyal olmak.bu çağda sosyal olmak çok zor..



simit ve bayan

Hayatımın 3'de 1'i trende geçtiğinden fark ettim herhalde(trenin ana besin kaynağı simittir).Bayanlar çok güzel simit yiyor len.böle bizim gibi harç hurç harcamıyorlar simiti.kopara kopara baş parmak ve işaret parmağının arasına alıp böle dudaklarının arasından dişlerinin ucuyla birleştiriyorlar.

Her şey garip



yukarıda görmüş olduğunuz şey 8 mart 2008de, saat tam 2.55te, pariste place du trocaderoda 3000 kişinin ansızın heykel gibi durduğu hadisedir. bu "donma" olayına şehre büyüyü geri getirmek için yapılan eylem deniyo. yani polise daş atan ya da kendini zincirleyen göstericilik olayının modası geçti. bu şekilde kamusal alanı işgal ediyolar. bi de avrupalının kent anlayışı farklı. ya da şöyle diyim bizdeki kent ruhu çok yenidir hatta yoktur. ama onlar anasının nikahından beri öyle yaşadıkları içün böyle garip işlere girişebiliyolar. flash mob da deniyo aniden yapıyolar. bi de bu evrupalı göstericiler bi garip. küreselleşme karşıtları filan var ya hep görüyoruz bizdeki gibi dövizle dalmıyolar yüzünü gözünü boyuyolar, karnaval gibi ağızlarında birer düdük davulla ritim tutmalar filan gibi bu da onlardan. hep değişik işler yani. . ama güzel ben sevdim. gerçi ben görsem el şakası yaparım ehzshehze

bi tane daha vardı onu bulamadım.los angelesta bi grup digital militan sınırlı bi meskendeki bütün ses, görüntü ne yayını varsa kesiyolar. tabi millet "la noliyi?" diye sokağa dökülmeye başlayınca sonra bunlar da oturup filme alıyolar bu insanları . medya bağımlılığı hesaaabı eleştiriler meleştiriler işte neyse ama bulamadım onu. bilen duyan varsa şeyetsin.
bu ara hep tekel işçileri konuşuluyo ya ordan akıma geldi bunlar.

gaynak: 1968

cabanas başından vurulmuş




Bu aslında tam 'seviyeli paylaşımlar'a göre bir yazı değil ama kendisi pes'deki favori adamımdır.Ailesi ve arkadaşlarıyla mexico city'de bir gece klübünde eğlenirken çıkan bir kavga sonucunda kafasından vurulmuş ve durumu baya kritikmiş.


yağız artık sağ kanattan cabanas'la bindiremicem :(

Cüceler


Allah günah yazmasın da ben küçüklükten beri çok korkarım. bazen yolda görüyorum yön değiştiriyorum. bakamam içim bi fena oluyo. şimdi cnbce de willow filmi var görünce kapattım. ayrıca neden bu insanların tek istihdam alanı çocuk tiyatroları. orda da ne "oynuyolar" tahmin edelim hadi?.. saçma lan.
neyse