Pek sevgili arkadaşlarım hayatın neresine geldiğimiz hakkında konuşunca ben de bir kaç bir şey yazayım dedim. yazı tamamen kendimle ve etrafında döndüğüm dünya ile ilgili. ne olacaktı başka ? ne zaman topluma hitap ettim de şimdi edicem. neyse.
Ben Yiğit. 1 ay sonra 23 yaşına basacağım. otobiyografini yaz deseler kayda değer pek bişey yazamayacağıma eminim. hayatımdaki en büyük başarı hala ilkokul 2'de türkiye genelinde masal anlatma yarışmasında kazandığım 3.lük. sanıyorum şu ana kadar herhangi bir şeye tutunamadım tıpkı ekip arkadaşlarım gibi. babylon'a kapıya isim yazdırabilmekten, çağlayan'da bir kahveye hesap yazdırabilmeye kadar her türlü ortamın adamıyım. ama hiç birinin tamamı değilim. hiç bir yere ait hissetmiyorum kendimi. keşke diyorum bazen herşeyi yarım değil de bir şeyi tam yapsaydım bu hayatta. artık tamamen büyüdüğümü anladım çünkü kasım ayı başında 1700 tl'den biraz fazla ödemem var. keşke tek derdim üretememek, iyi zaman geçirememek, dinleyecek, yiyecek, giyecek güzel bir şey bulamamak falan olsaydı. işe, eve ve arkadaşlarıma karşı maddi ve manevi sorumluluklarım var. hayata nispeten erken atılan biri için artık bunların hepsi can sıkıcı olmaya başladı. hayatımın hiç bir döneminde hayatımın merkezine kendimi oturtamadım. belki olması gereken bu belki hayat bir kaostan ibaret belki de asıl mesela onca mücadelenin arasında kendi isteklerini elde edip edememekle alakalı ama efkan'ın da dediği gibi sanıyorum ki hayata adapte konusunda başarısız oldum. aslında çok daha fazlasını yazabilirim fakat yetiştirmem gereken işler olduğundan bu kısmı biraz atlayayım. ah sorumluluklar.
internet aleminden elimi ayağımı çekmeyi düşünüyorum. günlük sıkıntıları görmezden gelmek internet sayesinde oluyor. telefonumu satacağım, her dakika internetin benimle olmasını istemiyorum - aslında tertemiz para edecek ve ilaç olacak ama sonucu iyi birşey işte - insanların sevgilileriyle yaptığı tatilleri görmekten veyahut yaptıkları, yaşadıkları en güzel şeyleri görmekten bıktım. kendi hayatımı public olarak yaşamak istemiyorum artık. son zamanlarda tekrar sık sık film izlemeye, kitap okumaya başladım ve internete gerçekten haddinden fazla zaman ayırdığı gördüm. geçen çok güzel birşey okumuştum. zekanın insana doğuştan verildiği salaklığın ise sadece zamanını boşa geçirmekle olduğuyla ilgili. buda klişenin allahı ama öyle. dünyamı küçültmeye karar verdim aslında. zaten kızda düşmüyor amına kodum internetinden eahah. ya yine sinirlendim amk. ulan iyi bir işim var, tipim fena değil, iyi biriyim, ağzım laf yapar en azından ortalama üstü bir zekaya ve en sıkıntılı zamanlarda bile neşeli bir kişiliğe sahibim, 3 seneden fazla ilişki görmüşlüğüm var yani kızları da az çok yakından tanıyorum. ne bileyim müzikti, filmdi az çok bilirim. ama ben anlamıyorum arkadaş hala hakettiğim kızı bulamadım. gerçi kovaladığımda pek söylenemez ama ne bileyim işte. beyaz atlı prensesimi bekleyeme karar verdim işte.
yani dostlar böyleyken böyle. mutlak mutluluk, huzur istemiyorum ama artık tutunabileğim birşeyler istiyorum en azından geleceğe umutla bakmak istiyorum. he ticaret mi ? gerekirse evi satıp yine yapacağım bir şeyler. batmazsa amk.
sevgiler
0 yorum:
Yorum Gönder